İki Türk’ten iki turist olursa?
Bugün, Yasemin Sungur’un Kitap ile Sohbet ekibi ile, boğaz turuna çıktık. Her şey sanki bu gezinin mükemmel olması için işbirliği yapmış gibiydi. Güneş, rüzgar, deniz, tabağımızdaki balıklar bile! Yasemin hanım’ın şiirleri ve gezdiğimiz yerlerin tarihi bilgileri ile eğlene eğlene güzeller güzeli İstanbul’a martıların ve balıkların gözünden baktık.
Vapur Anadolu Kavağı’na yanaşmak üzereyken sahildeki restoranlardan birinden, bir garson vapura doğru el sallamaya başladı. O kadar güzel bir sahneydi ki, biz de ona el salladık ve gerçekten de vapurdaki bir çok turist gibi tercihimiz de, o garsonun el salladığı restoran, yani Baba Restoran oldu.
Yemeklerimizi yedikten sonra, tuvalete girdim. Oldukça yaşlı bir teyze, sensörlü kağıt havlu makinasıyla sorun yaşıyordu. Görünüşüne baktım. Hem vapurda, hem de restoranda o kadar az Türk vardı ki, turist olduğuna kanaat getirip, “show your hand to the sensor first” dedim. “Thank you” dedi bana, elini sensöre gösterip kağıdı aldı.
Sonra, restorandaki akvaryumun önünde balıklarla oynarken, bir başka teyze ile muhabbet etmeye başladık. Özen hanım.. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde üst yaş grubuna İngilizce eğitim veren bir emekli İngilizce öğretmeni. Sohbetimizin bir bölümünde bana “Bak ben buraya, lise grubumla geldim. Hepimiz lise arkadaşıyız, ve yaşlarımız 75′in üzerinde” deyince, kafamı çevirip masaya doğru baktım…
Benim turist teyzem Özen hanım’ın işaret ettiği masada oturmaz mı? Kocaman bir gülümseyip, Özen hanım’a durumu anlattım. Meğerse benim turist sandığım teyzem de emekli İngilizce öğretmeni değil miymiş? O beni, ben onu turist sanmamış mıyım ?
Biz iki Türk, ana dilimizin dışında, bambaşka bir dil kullanarak, tesadüfen konuşmuş olduk. İkimiz de birbirimizi belki de bir kaç dakikalığına turist sandık. Ama hiç de bozuntuya vermedik..
Bravo bize!
- Yasemin Sungur
-
NY Times meydanında genç bir çift yanıma geldi. Fotoğrafımızı çeker misin dedi. Elbette dedim. Fotoğraflarını çektim. Bunları fotoğrafın köşesine aldım meydanı ortaladım. Eleman bana havanın sıcaklığından bahsetti falan. Sonra aldı makineyi elimden ve kız arkadaşına fotoğrafı gösterdi. Kız türkçe "Eleman iyi çekmiş la. Helal olsun" dedi. Bende "Eyvallah bacım Allah razı olsun" dedim. O anda ki yüz ifadelerini çekemedim çünkü fotoğraf makinesi onların elindeydi. Sonra güldük falan. Bunlar başka eyalette öğrenci. New York'a gezmeye gelmişler falan. Evet. Cidden dünya küçük.
-
Burçin dünyanın en güzel cevabını vermişsin ama "eyvallah bacım allah razı olsun" ahhahah %100 türk!
-
burcın senın oradakı yaşantının keşke 24saat netten yayını olsa lan..
-
Alex, Fulton street diye bir yer var. Arkadaşım ceza ödemeye girdi bir binaya. Bende sokakta arkadaşımı beklerken kaldırıma oturdum. Yanıma zenci biri geldi oturdu. Arkadaşımı 45 dakika dışarıda bekledim. Oda benimle bekledi ve full konuştuk ki ben ingilizce bilmiyorum ha ! Muhabbet şamata. Diyorum dayıya ingilizcem yok. Fuck off maaannn diyor (: Cidden enteresan günler geçiyor bazen.
-
tahmin edebiliyorum senin oradaki yaşantını aslında.. :D












