Porno, Küfür ve İnternet üzerine
İnternette porno var! İnci sözlük küfürden ibaret! Ahlakımız bozuluyor!! Reziller!! Bunları kapamak yetmez, iki tanesini sallandıracaksın Taksim meydanında bak bir daha yapıyorlar mı? >:|
Bu zamana kadar, planlanmış, hatları ve içeriği başkaları tarafından belirlenmiş ortamları (televizyon, radyo, gazete) kullanarak eriştiğimiz her şeyi, internette kendimiz yaratabildiğimiz için kafamız karıştı tabii. İnternetin bu ortamlara göre izafi özgürlüklerinin var olduğu kocaman bir gerçek. Yine de…
İnternet sansürüne karşı duruşum şöyle şekillendi. Hepimiz potansiyel hırsızlar ve katiller olabiliriz. Bunları yapmayışımız ahlak ve vicdanımıza bağlı. Çünkü yasa, kimseyi hırsız olmaktan alıkoymaz. Kimse “ulan hapis yatıcam ama” diyerek bundan uzak durmaz. Uzak durur, çünkü hırsızlık “kötü bir şeydir”. Yasalar ise, bu kötü şeyi yaparsanız başınıza ne geleceğini belirler sadece.
Genel geçer ahlak kavramımıza internette yapılabilecek “kötü şeyler”i eklemediğimizden, başımıza tonla iş açıldı.
İnternetin içeriğini belirlerken, -ki bunu SADECE BİZ YAPIYORUZ- bunu göz önüne almadığımızdan, porno var küfür var diye çemkiriyoruz. Yok mu?
1. Evet, internette porno var.
Ama sende de var. Bu zamana kadar hiç porno izlemediğini iddia eden internet kullanıcılarının inanılmaz yalancı insanlar olduğunu göz önüne alırsak, bu insanları hayatında tutmak artık senin kararına kalmış bir şey. İnternet kullanıcısı olmayıp da çemkirenlerin, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlar olduğunu göz önüne alırsak da, bu insanları da hayatında tutmak senin kararına kalmış bir şey.
İnternet hakkında memnun kalmadığın bir şey varsa eğer, bu kendinin hakkında memnun kalmadığın bir şeyden başka hiç bir şey değildir. Çünkü internet sensin. İnternetten korkuyorsan, kendi “dark side”ından korkuyorsundur.
İnternet hakkında suçların toplu değil tek tek ceza alması gerekliliği de bu yüzden. İçeriğin ayıklanması gerekliliği de bu yüzden. Ama yasaklardan önce otokontrol şart.
Şimdi bana söyler misin? Hangi ortamda değişim yaratabilme olanağı bu kadar aleni bir şekilde önüne sunuldu?
2. Evet, internette küfür var.
Ama sen de ediyorsun. Stadyumda “xxxx galatasaraaaay” diye bağırınca, bilgisayarın karşısına geçip o küfürleri oraya yazandan farkın var mı? Bu zamana kadar hayatı boyunca bok bile dememiş insanları tenzih ediyorum ama bu kafayla kalkıp “e ama inci’de deli gibi küfür ediyorlar” demenin manası yok. İnternet senin aynadaki yansımandan başka hiç bir şey değil. Orada sanal sandığın her şey gerçek.. Bozulmaya dünden razı KAYPAK ahlakın yoksa çemkirmene bir sebep de yok.
Bardakçı kafaları ile varılacak tek yer karanlık bir cehalet ve kaostan ibaret.
Yasaklama, geliştir. Memnun değilsen, değiştir.
İnternet, sizsiniz.

öfkeliyim >:| çok öfkeliyim!
İnternet sansürü!! Sana çok öfkeliyim.
Beni sevdiğim arkadaşlarımla hakkında fikir ayrılıklarına düşürdüğün için öfkeliyim.
Sana neden karşı olduğumuzu anlayamayanların yarattığı, tartışmalar ve ortada dönen negatif hava yüzünden öfkeliyim.
Bana manevi zararın yüzünden öfkeliyim!
Var olmasaydın, ne güzel olacaktı!
havai fişek
barış zamanı ürkmez çocuklar
bum bum bum
renkler
yıldızlara nispet yapar gibi
yayılırken
bum bum
peki ya sığınaklardakiler
kapatıp gözlerini hayal mi ederler acaba
bum bum bum
isterler mi düşen bomba değil
yükselen havai fişek olsa
bum bum
- 12.06.2010 22:20

e’siz sansür
Bugün bilgisayarımın klavyesinin tuşları arızalandı. O yüzden şu anda yazdığım bütün e harfleri copy paste. :))
Dolayısıyla bugün öyle uzun uzun sansüre karşı yazı yazmayacağım..Ama sansüre karşı yazı yazıyorum yine..
Unutmamak için, devletin para oyunları uğruna özgürlüklerimizi kısıtlamayı kullananlara bir dur demek için,
internet sansürüne hayır!!
Anneler için İnternet Sansürü
Bu yazımda internet sansürü diye ortalığı ayağa kaldırdığımız olayın, bilgisayarlar hakkında fazla bilgisi olmayanlar tarafından da anlaşılmasını sağlamayı amaçlıyorum :)
Bir sürü bilgisayarın telefon hatları üzerinden haberleşmesine basitçe internet diyoruz. İnternet, international network yani uluslararası ağ’ın kısaltması.
Bilgisayarlar haberleşmek, bilgi alışverişinde bulunmak için IP numarası dediğimiz numaraları kullanıyorlar. Bunları bizim telefon numaralarımız gibi düşünün. Her bilgisayarın bir ip numarası var. Bazı IP’ler sabittir, mesela benim kendime ait bir telefon numaram olması gibi. Bazıları da her yeni internet bağlantısı kurduğunuzda değişir, dinamiktir, mesela benim gidip sizi her defasında başka bir ankesörlü telefondan aramam gibi.
Her bir internet sitesinin de bir IP adresi vardır. Ben milliyet.com.tr sayfasını açıyorken, bu benim okuyabileceğim ve aklımda kolayca tutabileceğim kelimelerin arkasında bir IP adresi bulunur. Bilgisayarım bunu DNS dediğimiz, telefon rehberiymiş gibi düşüneceğimiz bir sistem ile anlar. Ben milliyet.com.tr yazarım, bilgisayarım gider DNS sunucularına (sunucu, şu kocaman güçlü bilgisayarlar) danışır, “bu milliyet.com.tr’nin IP adresi neydi?” diye sorar. IP adresini alır, gider bağlanır, bana sayfamı getirir gösterir. Her bir internet sitesi için bu sistem böyle çalışır.
Basitçe, bir internet sitesini açarken şöyle olur:
Ben size telefon etmek isterim, adınızı biliyorum lakin telefon numaranız yok? Adınızı 118′e sorar, telefon numaranızı alırım.Numarasını öğrendiğim sabit hattınızı, ankesörlü bir telefondan ararım. Konuşuruz.
Bilgisayarınız internet sitesini açmak ister, adını bilir lakin IP adresi yok? Site adresini DNS sunucusuna sorar, IP numarasını alır. IP adresini öğrendiği (ki bu bir internet sitesi olduğundan sabit IP’ye sahip olmalıdır) internet sitesine bağlanır. Size sayfayı gösterir.
Aynı mantık :)
Gelelim karşı karşıya olduğumuz internet sansürü ve son günlerde yaşadığımız olaylara.
2007 yılında kabul edilen 5651 numaralı kanun‘un 8. kısmının 1.maddesi der ki:
İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellen mesine karar verilir:
a)26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1)İntihara yönlendirme (madde84),
2)Çocukların cinsel istismarı (madde103, birincifıkra),
3)Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde190),
4)Sağlık için tehlikeli madde temini (madde194),
5)Müstehcenlik (madde226),
6)Fuhuş (madde227),
7)Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama(madde228),
suçları.
b)25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar.
“yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak” diyor kanun. Yani kanıtlara ihtiyacımız yok. İşte youtube, Atatürk’e karşı hakaret unsuru içeren videoları barındırdığı için 2007′de bu yüzden engellendi. Pire için yorgan yakıldı, Türk halkı’nın bilgiye erişimi engellendi. Çocukları ve gençleri korumak için onlarca Aile koruma filtresi programları olduğu halde (bu programlar sizin kontrolünüzde, evinizdeki bilgisayarınızda hangi sitelere girilip hangilerine giremeyeceğinizi kontrol etmenize yarar) ve bu programlardan biri TÜRK TELEKOM HİZMETİ olduğu halde, elimizden bizim bilgiye erişim hak ve özgürlüğümüz alındı. Youtube’da hakaret içeren videolar; gelişim ve bilgi videoları, müzik videoları, gülmecelerle emin olun kıyasladığınızda çok ufak bir kısım. Düşünür müsünüz bir, nelere erişemiyoruz? Aile koruma programları konusunda her bir kullanıcıyı bilinçlendirmek yerine bilgiye erişimi tamamen kapatmak bir insanlık suçu değil de nedir? Sadece engellenen youtube da olmadı, bir dönem blogger ve wordpress gibi kişisel sayfalar oluşturulup bilgi paylaşımı sağlanan, siteler de bir dönem engellendi. Sansürün kimseyi daha iyi bir vatandaş yapmayacağını anlayamayanlar, pıtırak gibi siteleri engellemeye başladılar.
Türk telekom youtube’u engellerken de bunu DNS üzerinden engelleyerek yaptı. Yani basitçe, youtube’a ait “telefon numaralarını rehberden sildi”. Biz de Türk Telekomun DNS’leri yerine Open DNS ya da Google DNS ‘i kullanmaya başladık erişmek için. Yani, youtube’a ait IP adreslerinin silinmediği rehberler gibi düşünün.
Engelli olan youtube’a DNS değiştirip girdildikçe, IP adreslerini bloklamaya karar verdiler. İşte bu hafta başımıza gelenler bu yüzden oldu. Google, bizim iş yaparken kullandığımız bir çok servisi için (örneğin, siteye giriş istatistikleri için kullanılan analytics, şirketler ve normal kullanıcıların dökümanlarını paylaşmasını sağlayan docs, öğrencilerin ve yabancı dili kuvvetli olmayanların yabancı dillerdeki yazıları çevirmesi için kullandıkları translate gibi) , youtube ile ortak IP adreslerini kullanıyordu.
Hatayı katladılar. Youtube’a erişimi kesmek için, bu ortak IP adreslerini de engellediklerinden servislere erişememe, kesinti ve yavaşlama başladı. Telekom İletişim Başkanlığı, özetle bu durumu şöyle komikçe bir şekilde açıkladı : “Biz google’ı engellemedik, youtube’u engelledik. Ama onlar aynı IP’leri kullanıyor, Google’ı aynı IP’leri kullanmayın diye uyardık.”
Google, Türkiye’ye ait bir şirket değil. İnternet, küresel bir ortam. “Aynı IP’leri kullanmayın” demek sizce de komik ve acı değil mi? Sanki youtube’u engellemiş olmak makul ve kabul edilebilir bir şeymiş gibi, google servislerine de böylece erişimi engellemeyi meşrulaştırmaya çalışıyorlar.
Ortada yanlış olan, kanuni bir yanlışlık. Düzeltilmesi gereken yanlışlık başta budur. 5651 numaralı kanun’un tartışılması, düzenlenmesi gerekmekte.
İşte, internet sansürü ve Türkiye’mde yaşananlar özetle bunlar.
Bu yazıyı, “Anneler için” başlığıyla yazdım. “Anneye anlatır gibi” deyimi ile esprili olsun diye. Sürç-ü lisan ettimse, affola. :) Eğer bu yazıyı başarılı bulursanız, lütfen çevrenizdeki bilgisayar kullanan/ kullanmayan ama ilgisi olan, az bilgiye sahip herkese okuyun, okutun, gönderin.
Bu sansüre, özgürlüğümüze yapılan müdahale için bir bilinç oluşturmamız öncelikli.. Önce neler olduğunu kavramalı, sonra harekete geçmeliyiz.
Yanlışlar katlanıyor, dur dememiz şart.


