Biz. Ölüyoruz.

Memleketin diğer ucunda çocuklar üşüyor biliyor musunuz? Donuyorlar soğuktan. Anaları babaları, ikinci depremde tepki gösterince biber gazına maruz kalıyorlar.

Siz kendi çocuklarınızı uyurken gece kaç kere kontrol ediyorsunuz, aman üstü açıldı mı üşüdü mü diye?

Ama onların anası babası polise taş attı di mi? Hangi polise peki? Geçen sene sonunu hatırlamıyoruz balık hafızamız yüzünden. Hem de “batıdaki” öğrencileri tekmeleyen, coplayan, karnındaki çocuktan eden polis mi yoksa?

Peki bizim şu anki derdimiz ne? Adamın biri, ekşi sözlükte “din saçmalığı” diye bir entry girdi diye, ekşi sözlük recm ediliyor şu anda. Allah’a peygambere küfretti bunlar diye ekşi sözlüğü kapattıranlar, çocuğu cezalandırmaya kalkanlar falan.

Şimdi, Allah’ın avukatı olmanıza gerek yok gençler. İnanıyorsanız, zaten Allah’ın günahkarları işlediği günahlar için cezalandıracağına da inanıyorsunuz demektir. Bırakın o adamı madem? “Allahından bulsun?”   Ama yok. Twitter’da atarlanıp “Selam inananlara, selam tevbe edenlere. #eksisozlukkapatilsin” yazan ablanın bi haltı da okumadığına eminim. Neden kapatılacak? “Cünkü Allah’a hakaret ettiler.”  Siz de ordusuydunuz di mi? Camiler kışla falan. Çok pardon.

Ha tabii aynı anda, 1 gün sonra, 22 Kasım internet filtresi gelecek. Bu boktan, günah ve küfür yuvası interneti neyseki hizaya sokacaklar(!).  Kitapları yakalım, İnternet’i de komple kapatalım. Kimsenin, Suriye’den, Mısır’dan, Van’dan haberi olmasın.

Devletin elinin altında adeta gepetto ustanın kuklaları gibi hünerle oynattığı tv kanallarına bakalım öküz trene bakar gibi. Ülkenin diğer yarısı sallanırken, ölürken, üşürken biz, muhteşem padişahlarımızın haremdeki oynaşmalarını izleyelim. (Ha tabii pardon, o da bizim padişahımıza hakaret miydi neydi dur..)

Bir  diğer grup da, Atatürk’ü bi şekil PADİŞAHLAŞTIRIP reenkarne olmasını, kalkmasını ve kurtarmasını bekliyor ki, iki önceki yazımda onlardan da bahsetmiştim.

Bakın arkadaşım, çocuklarımız ölüyorlar. Ya  evinden alıp götürüp 3 aylık yatıp kaldırıp süründürdüğünüz eğitimle, eline 2 kere silah verip, araziye saldığınız şekilde ölüyorlar, ya da depremde çöken boktan evlerin göçükleri altında ölüyorlar, ya da işkence altında ölüyorlar, ya üşümekten ölüyorlar!

Ölüyoruz ulan!  Kimimizi hemen hallediyorlar, kimisi ağır ağır ölüyor!

Biz hala, Allah, Peygamber, Atatürk derdindeyiz.

Sen sanıyorsun ki, sağa sola atarlanan adamın, gün gelecek, ipleri elinde tutan dünya şeytanına da atarlanacak.

Avucunu yalarsın. Suriye yok, Mısır yok, Libya yok, Irak zaten kalmadı. Seni kim tutsun elinde? Neden tutsun.

 

Sen takıl Allah’a hakaret ettiler, Atatürk’e saydırdılar diye.

 

ÖLÜYORSUN LAN! MAL GİBİ ÖLÜYORSUN İŞTE.

 

Canıma okuyabilirsiniz bu yazıdan sonra.  Sorun değil.  Memleketin şu anki tablosu zaten canıma okuyor. Diğerleri vız gelecek muhtemelen.

 

Ekleme:

 

Kadınlar.. Kadınları unuttum. Hani şu töre yüzünden öldürülen, tecavüze uğrayıp pazarlanan ama kendi rızası vardı diye günahına giren insan dışı yaratıkların salıverildiği kadınlar.  Hani bu herifleri salınca da kutsalınıza sövmüş olmuyorlar mı mesela? Atatürk gelsin de kızı  kurtarsın mı? Allah mı kara yazmış kızın yazısını?  Kocasının öldürdüğü kadınlar ne olacak? Eğer bunları çözecekse, İnterneti de kapat, ekşi sözlüğü de kapat! Ama çöz bunları be? Çöz.

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde, Gündem Van’daki Çocuklarımız!

* BASIN BİLDİRİSİ * BASIN BİLDİRİSİ * BASIN BİLDİRİSİ * BASIN BİLDİRİSİ* BASIN BİLDİRİSİ *

  

DEPREM BÖLGESİNDEKİ

300.000 ÇOCUĞUN YAŞAMI RİSK ALTINDA 

 

VAN-ERCİŞ BÖLGESİ’NDEKİ ÇOCUKLARIN YAŞAMINI KORUMAK İÇİN

HERKESİ İVEDİLİKLE HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ.

 

Van Erciş bölgesinde 23 Ekim’de meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremin yıkımının ardından kış koşulları da bölgede yaşamı zorlaştırmaya devam ediyor. 2309 binanın yıkıldığı, 11847 binanın ağır hasarlı, 17923 binanın orta hasarlı olduğu bölgede süregiden 5 ve üzeri büyüklükteki artçı depremler sebebiyle bölge halkı yaşamını dışarda,  edinebiliyorlarsa çadırlarda yoksa derme çatma barakalarda geçirmeye çalışıyor.  Bir milyonu geçen bölge nüfusuna rağmen devlet tarafından kurulan çadırkent, mevlana kent, konteryner kentlerde barınan nüfusun toplamı yirmi bini geçmiyor.

Kar yağışının başlaması ile barınmaya ilişkin sorunlar had safaya ulaştı. İmkanı bulunanların yanında ve devlet olanakları ile bölgeden hızlı bir göç yaşanıyor. Ancak halen bölgede 600.000’den fazla insanın depremin ve kışın etkilerine maruz kalarak yaşamaya çalıştığı tahmin ediliyor.

Her zaman olduğu gibi bu afette de çocuklar öncelikle ve daha fazla zarar görüyor. Depremin etkilediği bölgede göçün ardından geride kalan 300.000 çocuk bulunduğu tahmin ediliyor. Yoğun kar yağışının başladığı 11 Kasım tarihi ardından -15 dereceleri bulan soğuk hava ile birlikte ilk üç günde 300 çocuğun zature teşhisi ile hastanalerde tedavi altına aldındığı bildiriliyor. Basına yansıyan bu rakamın çok daha ötesinde sayıda çocuğun soğuk kaynaklı hastalıklarla yüzyüze olduğu tahmin ediliyor. Şimdiye kadar resmi rakamlarla Erciş’in Çelebibağ Beldesinde 1 çocuk donarak, önceki gün ise Vanın Karpuzalan köyünde çadırda çıkan yangında 6 ve 12 yaşlarında iki çocuk yaşamını yitirdi, iki çocuk ağır yaralandı. Tedbir alınmadığı taktirde, çocuk ölümlerinin devam etmesinden endişe ediyoruz.

Türkiye 2011 yılında, 20 Kasım Çocuk hakları Günü’nü bu kara tablo ile karşılıyor. Bölgedeki 300.000 çocuğun yaşamı ciddi risk altında. Koordinasyondan uzak, dağınık, işlevsiz, mağduriyeti arttıran çalışmalar ve göstermelik önlemler ile deprem bölgesi dışındaki toplum kesimlerini ikna çabası bir yana bırakılıp durumun ciddiyetinin farkına varılmalıdır. Daha fazla gecikmeden çocukların yaşamını koruyacak etkin önlemler alınmalıdır.

 

Bu çerçevede:

- Her türlü iç ve dış olanaklar bir ön önce bu amaç doğrultusunda seferber edilmeli, bölge sivil toplumun, ulusal ve uluslararası yardım kurumlarının etkinliklerine açılmalıdır.  

- Yardım dağıtımları düzenli olarak ve çadırkentlerde olmasalar dahi tüm ihtiyaç sahiplerini kapsayacak şekilde yapılmalıdır. İhtiyaç sahibinin yardıma değil yardımın ihtiyaç sahibine ulaştığı bir sisteme geçilmeldiir.

- Devlet bölge halkına tam olarak ulaşamamaktadır. Bölgede sosyal hizmet altyapısı yoktur. Çocukların durumunun tespiti ve yerinde destek verilebilmesi için sosyal hizmet altyapısı hızla kurulmalıdır. Bu hizmetin sağlanması için ulusal ve uluslararası sivil toplumdan gelen destek talepleri hızla değerlendirilmeli ve sonuçlandırılmalıdır.

- Sivil toplum örgütleri için işletilen “akreditasyon” sistemi bölgede çalışma konusunda izin almayı haftalara yayan bir bürokrasiye dönüşmüştür. Akreditasyon ile ilgili kalıcı muattap belirlenmeli ve süreç tüm sivil toplum kuruluşları için açık, adil ve hızlı bir şekilde işletilmelidir.

- Kızılay çadırları yerine biran önce kış koşullarına uygun konteynerler, pünomatik ve/veya prefabrik yapılar kurulmalıdır. Bu yapıların sayıları sembolik olmaktan çıkarılmalıdır.

- Çadırkentte yaşamak yardım almanın şartı olmaktan çıkarılmalıdır. Evlerinin bahçelerinde ya da civarında barınmak zorunda olan ailelere de koşulsuz, yerinde, geçici barınak, gıda ve sağlık desteği verilmelidir.

1995’ten bu yana BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin tarafı olan Türkiye sözleşmenin 6. Maddesinde belirtildiği üzere öncelikle çocukların yaşam hakkını korumakla yükümlüdür.

Bu yükümlülüğün ve bölgedeki durumun gereği tüm kamuoyunu, ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşları İVEDİLİKLE, bölgedeki çocukların yaşamını korumak için harekete geçmeye çağırıyoruz.

Gündem: Çocuk!
Çocuk Haklarını Tanıtma, Yaygınlaştırma, Uygulama ve Uygulamaları İzleme Derneği
Tunalı Hilmi Caddesi No:54/8 Kavaklıdere/ ANKARA * Tel-Faks: 0312 437 76 41
www.gundemcocuk.org * info@gundemcocuk.org

 

*Gündem: Çocuk!, her çocuğun hak sahibi, eşit, özgür ve onurlu birer birey olarak, barış içerisinde, iyi ve mutlu bir yaşam sürmesi için çocukların yararına bütüncül bir dönüşümü ısrarla savunan bir sivil toplum örgütüdür. Çalışmalarını çocuk hakları alanında yaşanan sorunların temelindeki paradigmanın değişmesi, savunuculuk, ağ çalışmaları ve katılım programları altında, öncelikli çalışma arkadaşları olan çocuklarla birlikte sürdürür.

 

Basının saygıdeğer emekçilerine duyurulur.

 


Atatürk

 

Şu anda, 10 Kasım gecesindeyiz.  Van’da deprem oldu yine, binalar çöktü, insanlar göçük altındalar.

Twitter’da dönen muhabbet: “İnşallah Başbakan, 10 Kasım törenlerini de iptal etmez, Atatürk’ü anmamızı engellemezler.”

Daha önce de “Atatürk olsaydı, Van’da deprem olmazdı” diyen bir moron.

Atatürk’ü anmak…

Atatürk nedir? Kimdir? Ne anlatmış bu adam, tam olarak biliyor muyuz bunları? “Atatürk, bizi düşmanlardan kurtardı, sonra da Cumhuriyet’i kurdu” bilgisinden öteye bilgi sahibi olamayan tüm moronların kafası aynı çalışıyor.

Bir padişah, bir peygamber, çok kabaca ve belki de ayıp olacak ama bir çoban arayışından hiçbir zaman vazgeçmeyen yurdum insanının Atatürk’ün dediklerini anlayıp sindirmeden AAAAH AH ATAM KALK DA BİZİ KURTAR kafasında olması gayet normal. Adam ölmüş, gitmiş. Sana idealarını bırakmış, seneler evvelinden sana hitab etmiş, bak bunlar bunlar olacak diye. SEN KALDIR KIÇINI, SEN KURTAR KENDİNİ.. Ama yok, biz ATAM KALK BİZİ KURTAR diyip kıçımızı yayıp hala bir “kurtarıcı” bekleme sevdasından asla vazgeçmeyeceğiz.

10 Kasım’lar milli yas günü değildir! Hayat devam ediyor, oturup arkamdan ağlamayın, işinize gücünüze devam edin demiş size adam, daha ne mesajı versin, daha ne anlatsın!?

Sen eğer Atatürk’ün ne dediğini anlayabilecek kapasiteye sahipsen (ki kimse gerizekalı olduğunu kabul etmez ya),  doğru yaptığın her işte Atatürk’ü anarsın zaten. Kimse de seni engelleyemez!

Van’da olan depremi, 10 Kasım sabotajı olarak görecek kadar kendi insanına yabancıysan, vatan toprağının üzerinde kardeşlerin göçük altındayken tek derdin yarın 10 Kasım’da sirenlerin çalıp çalmayacağı ise, SEN ATATÜRK’Ü HİÇ ANLAMAMIŞSIN ARKADAŞ.

Sen anma  arkadaşım Atatürk’ü falan, dediğini anlamadığın,anlattıklarının nerdeyse tam tersi istikamette hareket ettiğin adamı niye anacaksın? Anma sen.

Kendi Kendime Oyunlar Oynarım #2

  • Komik durumlarda, abzürt olaylarda ve #fail hashtag’ini ucuna koyuvereceğimiz hemen her durumda, kafamın içinde “dedeler” müziği çalmaya başlar.
  • Nerde Nyan Cat görsem, hemen nyanlamaya başlarım. *nyannyannyannyan*

  • Sevmediğim işleri yapmaya çalışırken, kendi kendime bir badge sistemi oluştururum. * challange accepted* *achievement unlocked*
  • Sırf bir süperkahraman gibi hissedebilmek için sokakta gördüğüm nenelere dedelere yardım ederim. (Evet karşıya geçirmek, onlar için taksi tutmak ya da hangi otobüse bineceği konusunda yardımcı olmak gibi. Pelerinim olsa daha neler neler yaparım da işte…)
  • Dizilerin içinde sevdiğim filmlerin referanslarını görünce ağlayasım gelir, çok duygulanırım.
  • Para kazanmanın level atlamak için gerekli item’ları almamı sağlayacak bir eylem olduğunu düşünürüm. Bence böylesi daha az stressli.

 

Bu yazının ilki de şurdaymış: http://www.dragonlance.be/2011/09/kendi-kendime-oyunlar-oynarim/

Bir gün bir ülkenin başbakanı bir ajansa brief verir

“Şimdi biz iktidar olarak sesimizi doğru şekilde yükseltemiyoruz, stratejik davranamıyoruz.”

“Yani biz, “islama yakın, ama tüm dinlere sıcak bakan, kadın erkek eşit, misavirperver, barışcı ve huzur içinde olduğu kadar muhafazakar ve değerlerine bağlı” bir marka imajı yaratmak istiyoruz. Markamızın duruşu zaten doğu batı sentezinde hani hem avrupalı hem asyalı..”

“Ayrıca, çok lükse kaçmasın insanlar diye, sigara ve alkole karşı kampanyalar yürütebilir, “Kalkıp da Porsche kullanacağına Fiat’a bin” gibi sloganlarla viral videolar çekebiliriz.

“Kadın hakları ve şiddet konusunda çok negatif algımız var. Bunu düzeltmek istiyoruz. Ama bunu yaparken seksist de görünmeyelim. Bir de islama yakınlık mevzusu söz konusu ayrıca, dozunda kullanalım pls. tşk.”

“Facebook falan bunlar çirkin teknoloji. Ama yani oradaki yolunu şaşırmış kitleye de ulaşmamız lazım. 25bin layklı parti feysbuk sayfasının admini ile iletişime geçelim. Kampanyalar yapalım.”

“Özellikle medyada, negatif algıyı düşürüp pozitif algıyı arttırmamız lazım. basın bülteni geçebilir ya da FACEBOOK REKLAMI çıkabiliriz mesela.. Düşük bütçelerde bunu yapsak? Birkaç yüz bin layk alsak?”

“Şöyle ki, biz mesela augmented reality’i farklı bir boyutta kullanmak istiyoruz. Yani bi taraftan zamları ittirirken, bozulan ekonominin algısını, başbakanın Mısır’a ya da İsrail’e atarlanması ile perdeledik geçmişte. Bunun üzerine yeni fikir ve projelerinizi bekliyoruz.”

“Hakkımızdaki bütün bu negatif algı ve söylemler bizi çok üzüyor ve hukuksal hakkımızı kullanıp davalar açmak zorunda kalıyoruz. E bunlar daha da kötü zedeliyor zaten. Bunları da düşünelim ltfn.”

 

“İlk olarak bunları bir hayata geçirelim, sansür falan ne isterseniz yapabilme gücüne sahibiz. O konuda bir sıkıntımız yok.”

“Logoyu da bi tık büyütebilir miyiz, sanki yıldız ayın yanında biraz küçük kalmış….. Çok tşk.”

 

Special Thnx To: CerenSek

 

 

2. / 15 12345...10...Son»


Rss Feed Tweeter button